
ABD’nin Batı Yarım küre güvenlik mimarisi tarihsel olarak Monroe Doktrini’nden Soğuk Savaş’a, oradan 21. yüzyılın büyük güç rekabetine uzanan süreklilikler ve kırılmalar üzerinden şekillenmiştir. Bu mimarinin kurumsal taşıyıcısı olan United States Southern Command (USSOUTHCOM), Orta Amerika, Güney Amerika ve Karayipler’i kapsayan sorumluluk alanında askerî planlama, operasyonel koordinasyon ve güvenlik diplomasisi yürütmektedir. Küba ise coğrafi konumu, tarihsel karşıtlık mirası ve büyük güç rekabetindeki sembolik değeri nedeniyle bu komutanlığın stratejik tahayyülünde istisnai bir yer işgal etmektedir. ABD’nin Küba’ya yönelik yaklaşımı, açık işgal veya doğrudan askerî müdahale yerine, çok katmanlı ve süreklilik arz eden bir çevreleme (containment) stratejisi olarak kurumsallaşmıştır.
Jeopolitik açıdan Küba, Karayip Havzası’nın merkezî düğüm noktalarından biridir. Florida Boğazı üzerinden ABD ana karasına olan mesafe son derece kısadır ve ada, Meksika Körfezi ile Atlantik Okyanusu arasındaki deniz trafiğinin yakınında konumlanmaktadır. Enerji tankerleri, ticari gemiler ve askerî sevkiyat hatları bu coğrafyada kesişir. Bu nedenle Küba’nın herhangi bir küresel rakip güçle derin askerî veya istihbarî angajmana girmesi, Washington açısından yalnızca bölgesel değil sistemik bir risk olarak değerlendirilir. 1959 Devrimi sonrasında Fidel Castro liderliğinde kurulan rejimin Sovyetler Birliği ile geliştirdiği ittifak, ABD’nin yarım küresel hegomonya algısına doğrudan meydan okuma olarak okunmuştur. 1962’de patlak veren Küba Füze Krizi, bu meydan okumanın nükleer eşiğe taşındığı anı temsil eder ve ABD’nin çevreleme stratejisini askerî doktrin düzeyinde tahkim etmesine yol açar.
Füze Krizi sonrasında ABD, Küba’ya karşı doğrudan işgal risklerini minimize ederken, ada etrafında yoğun bir deniz ve hava kontrol kapasitesi geliştirmiştir. Bu strateji, Alfred Thayer Mahan’ın deniz hakimiyeti tezleriyle uyumlu biçimde, deniz yollarının kontrolünü ulusal güvenliğin temel unsuru olarak görür. Güney Komutanlığı’nın Karayipler’deki devriye faaliyetleri, radar ağları ve erken uyarı sistemleri, Küba’nın dış bağlantılarını izleme ve gerektiğinde sınırlandırma işlevi görmektedir. Guantánamo’daki askerî varlık bu bağlamda yalnızca tarihsel bir kalıntı değil; operasyonel bir kaldıraçtır. Üs, ABD’ye Küba topraklarında sürekli bir mevcudiyet sağlamakta, istihbarat toplama ve lojistik destek açısından ileri karakol işlevi görmektedir.
Soğuk Savaş boyunca çevreleme stratejisi ideolojik rekabetle iç içe geçmiştir. Küba, Latin Amerika’da devrimci hareketlere ilham kaynağı olarak görülmüş; bu durum Washington’ın bölgesel güvenlik doktrinini sertleştirmiştir. Güney Komutanlığı, yalnızca askerî bir yapı değil, aynı zamanda anti-komünist güvenlik ağının koordinasyon merkezi hâline gelmiştir. Ancak 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte tehdit algısı değişmiştir. Küba’nın askerî kapasitesi dramatik biçimde zayıflamış, ekonomik kriz derinleşmiştir. Buna rağmen çevreleme stratejisi ortadan kalkmamış; yalnızca yeni güvenlik söylemleriyle güncellenmiştir. Terörizm, organize suç, düzensiz göç ve uyuşturucu kaçakçılığı gibi başlıklar, Güney Komutanlığı’nın operasyonel gündeminde öne çıkmıştır. Bu başlıklar, doğrudan Küba’yı hedef almadan ada etrafında güvenlik çemberini sürdürmeye imkân tanımıştır.
21.yüzyılda büyük güç rekabetinin yeniden yükselmesi, Küba’nın stratejik değerini tekrar artırmıştır. Rusya’nın diplomatik ve sembolik askerî temasları ile Çin’in ekonomik ve teknolojik yatırımları, Washington’daki güvenlik çevrelerinde “arka bahçe” hassasiyetini güçlendirmiştir. Özellikle telekomünikasyon altyapısı ve potansiyel sinyal istihbarat faaliyetleri, Güney Komutanlığı’nın yakından izlediği alanlardır. ABD açısından mesele yalnızca Küba’nın mevcut kapasitesi değil; rakip güçlerin Karayipler’de kalıcı bir jeostratejik ayak izi elde etme ihtimalidir. Bu nedenle çevreleme, önleyici caydırıcılık ve erken uyarı mekanizmalarıyla bütünleşmiştir.
Küba’nın Venezuela ile geliştirdiği enerji temelli ittifak, çevreleme stratejisinin bölgesel boyutunu genişletmiştir. Hugo Chávez döneminde petrol tedariki ve ideolojik dayanışma, Havana’nın ekonomik dayanıklılığını artırmıştır. Washington açısından ise bu durum Karayipler’de alternatif bir siyasal-ekonomik eksen oluşumu anlamına gelmiştir. Güney Komutanlığı’nın bölgedeki askerî iş birliklerini yoğunlaştırması , ortak tatbikatlar ve kapasite geliştirme programları bu risk algısının ürünüdür. Böylece çevreleme yalnızca Küba’ya değil; onunla yakınlaşan aktörlere karşı da genişleyen bir ağ üretmiştir.
Ekonomik yaptırımlar, askerî çevrelemenin tamamlayıcı unsurudur. ABD’nin uyguladığı ambargo rejimi, Küba’nın küresel finans sistemine entegrasyonunu sınırlandırmakta; deniz ve hava kontrol kapasitesi ise fiziksel hareket alanını daraltmaktadır. Bu hibrit model, açık çatışma üretmeden sürekli baskı kuran bir stratejik denge yaratır. Ancak bu baskı, her zaman rejim değişikliğine yol açmamıştır. Aksine, dış tehdit algısı Küba yönetiminin iç konsolidasyonunu güçlendirebilmiştir. “Kuşatma altındaki ada” söylemi, siyasal meşruiyet üretiminde önemli bir araç hâline gelmiştir. Bu durum, çevrelemenin çift yönlü etkisini ortaya koyar: caydırıcılık sağlarken karşı tarafın dayanıklılığını da artırabilir.
Deniz jeopolitiği perspektifinden Karayipler, küresel ticaretin ve enerji akışının dar boğazlarından biridir. Panama Kanalı’na yakınlık, Meksika Körfezi’ndeki enerji rezervleri ve ABD’nin güney kıyılarının güvenliği, bölgeyi stratejik kılar. Güney Komutanlığı’nın müttefik ülkelerle yürüttüğü devriye operasyonları ve güvenlik iş birlikleri , yalnızca yasa dışı faaliyetlerle mücadele amacı taşımamakta; aynı zamanda rakip güçlerin bölgesel yerleşimini önleyici bir işlev görmektedir. Küba’nın potansiyel olarak bu güçlere lojistik veya sembolik destek sağlaması ihtimali, çevreleme stratejisinin sürekliliğini açıklayan temel faktörlerden biridir.
Siber güvenlik ve dijital alt yapıda da çevrelemenin yeni boyutlarını oluşturmaktadır. 21. yüzyılda istihbarat toplama ve veri akışının kontrolü, klasik askerî kapasite kadar önemlidir. Küba’da internet erişiminin artması ve dijital altyapının genişlemesi, hem rejim içi denetim mekanizmalarını hem de dış aktörlerin etki kapasitesini gündeme getirmiştir. Güney Komutanlığı, siber alanı bölgesel güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak görmekte; dijital tehditlere karşı koordinasyon geliştirmektedir. Böylece çevreleme, fiziksel sınırların ötesine taşarak sanal alanı da kapsamaktadır.
Göç meselesi de stratejik denklemde önemli bir yer tutar. Küba’dan ABD’ye yönelik düzensiz göç dalgaları, hem insani hem de güvenlik boyutlarıyla Washington’ın politika gündeminde yer almıştır. Göç krizleri, zaman zaman ikili ilişkilerde gerilim yaratmış; Güney Komutanlığı’nın sınır güvenliği ve deniz devriyeleri bağlamındaki rolünü artırmıştır. Bu bağlamda çevreleme, yalnızca askerî ve jeopolitik değil; demografik ve toplumsal dinamiklerle de bağlantılıdır.
Sonuç olarak ABD Güney Komutanlığı’nın Küba’ya yönelik çevreleme stratejisi, tarihsel hafıza, jeopolitik zorunluluk ve büyük güç rekabetinin kesişiminde şekillenen çok katmanlı bir güvenlik mimarisidir. Deniz ve hava kontrolü, istihbarat ağları, ekonomik yaptırımlar, bölgesel ittifaklar ve siber güvenlik unsurları bu mimarinin temel sütunlarını oluşturur. Küba küçük bir ada devleti olmasına rağmen, Karayipler’in merkezindeki konumu ve sembolik değeri nedeniyle küresel stratejik hesapların odağında kalmaya devam etmektedir. Uluslararası sistemde rekabet derinleştikçe, Güney Komutanlığı’nın çevreleme stratejisinin daha sofistike ve çok boyutlu araçlarla sürdürülmesi muhtemeldir. Bu durum, Küba’nın jeopolitik öneminin azalmayacağını; aksine yeni güvenlik katmanları içinde yeniden üretileceğini göstermektedir.
KAYNAKÇA
Merve Suna Özel Özcan,2025,Küba Krizi 2.0: Karayipler’de Büyük Güç Rekabetinin Dönüşü,fokusplus
Kaan Kutlu ATAÇ & Mehmet Mert ÇAM,2020,Soğuk Savaş: Amerikan Büyük Stratejisi,Johnson Doktrini ve Kıbrıs,Güvenlik
Stratejileri,16(35).
Kaan Kutlu ATAÇ & Begüm Sezin ÖZCAN,2021,1962 Küba Krizi: Amerikan Arşivleri Üzerinden Bir Okuma,GüvenlikStratejileri Dergisi,17(39), syf 536-550.
BEGÜM SEZİN ÖZCAN,2020,KENNEDY DÖNEMİ ABD DIŞ POLİTİKASI: KÜBA FÜZELERİ KRİZİ VE TÜRKİYE ÖRNEĞİ,YÜKSEK LİSANS TEZİ,MERSİNÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ.
Fatih YEL,2025,Soğuk Savaş Dönemi (1990 Öncesi) ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgelerinde Ekonomi Güvenliği
Tolga ÖZTÜRK & Eren İRFANOĞLU,2021,Amerikan Dış Politikasında Jeopolitiğin Önemi,Akdeniz İİBF Dergisi
Tümgeneral (E) Doç. Dr. Güray Alpar,2021,Latin Amerika Coğrafi, Askeri ve Güvenlik Değerlendirmesi,SDE
Cengage,2019,Encyclopedia.

