Gazze Barış Kurulu ve Hegegomanyanın Yeni Yüzü: Marshall Planı’ndan Neo-Sömürgeciliğe
Özet: Bu çalışmamda 2026 yılı başında gündeme gelen ve uluslararası ilişkilerin en kritik
maddesi halini alan “Gazze Barış Kurulu’nun çok boyutlu bir perspektifle ele aldım..
Makalemde , İsrail’in değişen tavrını, ABD’nin “Modern Marshall Planı” olarak sunduğu
yeniden inşa sürecinin ardındaki enerji jeopolitiğini ve Türkiye’nin “Ulus İnşası” (Nation
Building) modelini analiz ettim.
Anahtar Kavramlar: Gazze Barış Kurulu, Hegemonya, Neo-Sömürgecilik, Mihver Devletler,
Enerji Jeopolitiği, Türk Dış Politikası.
GİRİŞ: Zorunlu Dönüşüm ve Realizm
Uluslararası gündemin en sıcak başlığı, şüphesiz bugün itibarıyla hayata geçirilen “Gazze
Barış Kurulu” (Board of Peace) teklifidir. Bu kurul, sadece diplomatik bir masa olmanın
ötesinde, bölgedeki güç dengelerinin yeniden tanımlandığı bir dönüm noktasını işaret
etmektedir. Meseleyi İsrail perspektifinden ele aldığımızda, karşımıza keskin bir politika
değişikliği çıkmaktadır. Bilindiği üzere Tel Aviv yönetimi, Gazze Barış Kurulu fikri ilk
ortaya atıldığında sürece katılmaya net bir şekilde “hayır” cevabı vermiş, oldukça negatif bir
tavır sergilemişti.Ancak, Donald Trump yönetiminin 60 ülkeyi kapsayan geniş daveti ve bu
ülkeler arasında Türkiye’nin de şartlı ve güçlü bir aktör olarak yer alması, sahadaki taşları
yerinden oynatmıştır. Diplomatik baskının yanı sıra, bölgesel konjonktürdeki değişimler de
İsrail’i köşeye sıkıştırmıştır. Özellikle Suriye sahasında son 14 yıldır devam eden PKK/YPG
ve DEAŞ varlığına yönelik operasyonların sona ermesi, İsrail’in güvenlik politikalarında
öngöremediği boşluklar yaratmıştır. Trump’ın, YPG ile İsrail-Türkiye arasındaki denkleme
“karışmayacağız” mesajı vermesi, İsrail’i bölgede yalnızlaştırmış ve gücünü yetersiz
bırakmıştır.Bununla birlikte, İsrail’in kurula karşı takındığı ilk olumsuz tavır; ekonomik,
sosyal ve kültürel alanlarda büyük tepkilere yol açmıştır. Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali
Bardakoğlu ve Bilal Erdoğan gibi isimlerin öncülüğündeki boykot çağrıları, İsrail yönetimini
bu isimlere ülkeye giriş-çıkış yasağı getirecek kadar agresif bir tutuma sürüklemiştir. Tüm bu
iç ve dış baskıların kıskacında İsrail, başlangıçta reddettiği masaya bugün oturmak zorunda
kalmıştır. Siyaset biliminin kurucularından Machiavelli, “Amaca giden her yol mübahtır” der.
Ancak bu tarihi süreç bize gösteriyor ki, devletler her zaman soyut çıkarlarıyla değil; oluşan
ortamın ve şartların zorunluluğuyla hareket etmek durumundadır.
- Tarih Tekerrür Ediyor: Modern Marshall Planı
İsviçre’nin Davos kentinde imzaların atıldığı bu süreçte, Başkan Trump’ın “Kısa sürede
Gazze’yi yeniden inşa edeceğiz” söylemi, ilk bakışta yapıcı bir vizyon gibi görünse de tarihsel
bir perspektifle okunduğunda farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bu durum, İkinci Dünya
Savaşı sonrası küresel manzarayı andırmaktadır. Savaş sonrası çökmüş Avrupa’yı
“kalkındırma” adı altında Truman Doktrini ve Marshall Planı ile kendine bağlayan ABD,
bugün benzer bir hegemonya projesini Gazze üzerinden yürütmektedir.
Trump’ın, “Bugün dünya benim sayemde daha zengin, daha barışçıl” şeklindeki iddialı
ifadeleri, asıl amacın bir “yardım eli” değil, hegemonik bir güç gösterisi olduğunu
kanıtlamaktadır. Nitekim bu güç gösterisi, Batı bloğunda derin çatlaklara yol açmış;
Macaristan hariç tüm Avrupa Birliği ülkeleri kurula katılmayı reddederken, Arjantin’den
Endonezya’ya uzanan 19 farklı ülke imzacı olmuştur. Trump’ın bu bölünmeyi “Grönland” ve
“Venezuela” gibi küresel pazarlık kozlarına bağlaması ise, Gazze Barış Kurulu’nun sadece
bölgesel bir çözüm aracı değil, küresel nüfuz alanlarının yeniden paylaşıldığı bir sahne
olduğunu göstermektedir.
2. Enerji Jeopolitiği ve “Kukla Devlet” Teorisi
Barış Kurulu’nun “insani” maskesi aralandığında, altından Doğu Akdeniz’in enerji jeopolitiği
ve “neo-sömürgeci” bir finansman modeli çıkmaktadır. Gazze, kıyı şeridi ve Münhasır
Ekonomik Bölgesi (MEB) itibarıyla, “Gaza Marine” sahası başta olmak üzere zengin
hidrokarbon yataklarına sahiptir.
ABD’nin finansman stratejisi, klasik bir sömürgeci refleks taşımaktadır. Plan; Gazze’nin
yeniden inşası için gerekli parayı ABD hazinesinden değil, bizzat Gazze’nin sahip olduğu
doğal gazın uluslararası şirketler eliyle satılması üzerinden sağlamaktır. Yani Gazze, kendi
kaynaklarıyla borçlandırılarak yeniden inşa edilecektir. Bu ekonomik kurgu, siyasi olarak
bir “Kukla Devlet” (Puppet State) inşasını hedeflemektedir. Amaç; vanası Washington’da
olan, güvenliği dış aktörlere emanet edilmiş, ekonomik olarak bağımlı uydu bir yapı
oluşturmaktır. Tıpkı İsrail’in on yıllardır ABD güdümünde hareket etmesi gibi, Gazze de
benzer bir bağımlılık sarmalına sokulmak istenmektedir. Ancak Türkiye’nin masadaki varlığı
ve “Mavi Vatan” doktrini, Doğu Akdeniz’de böyle bir oldubittiye izin verilmeyeceğinin en
büyük teminatıdır.
3. Yeni Güç Dengesi: “Mihver Devletler”
Küresel sistemde artık sadece süper güçler değil, bizim “Mihver Devletler” (Pivot States)
olarak tanımladığımız, gelişmekte olan ancak kritik jeopolitik konuma sahip ülkeler de oyun
kurucudur. Bu devletler adeta birer domino taşı gibidir; onlardaki bir hareketlilik tüm bölgesel
denklemi değiştirebilir. Bu bağlamda Mısır, Azerbaycan ve Katar gibi ülkeler kilit
konumdadır. Özellikle sınır komşusu Mısır’ın tavrı hayatidir. Tarihinde Napolyon işgalinden
İngiliz sömürgeciliğine kadar pek çok travma yaşamış olan Mısır, sınır güvenliği konusunda
son derece hassastır. Gazze’de kurulacak istikrarsız veya dış güdümlü bir yapı, Kahire için
doğrudan tehdittir. Bu nedenle Mısır yönetimi, ABD’nin dayatmalarına karşı, kendisi gibi
köklü bir devlet aklına sahip olan Türkiye ile birlikte hareket etmeye jeopolitik olarak
mecburdur. Zengezur Koridoru’nun hamisi Azerbaycan ve Süveyş’in bekçisi Mısır ile
Türkiye’nin kuracağı iş birliği, bölgedeki planları değiştirebilecek yegane güçtür.
4. Çözüm: Türkiye Modeli ve “Ulus İnşası”
Tüm bu sömürgeci planların karşısında Türkiye Cumhuriyeti’nin önerdiği model nedir?
Cevap nettir: Kendi kendine yeten, üretim odaklı ve tam Bağımsız bir Gazze.
Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın temsil ettiği vizyon; Gazze’nin bir “yardım kampı”
olarak değil, fabrikaların, sanayi tesislerinin ve imalathanelerin kurulduğu bir “üretim üssü”
olarak yeniden tasarlanmasıdır. Bir devletin inşası; ulaşım, sağlık, eğitim ve sosyal hayatın
işler hale gelmesine bağlıdır. Bu süreç, literatürdeki adıyla tam bir “Ulus İnşası” (Nation
Building) projesidir. Bu öneri teorik bir hayal değildir. Türkiye, bugün Gazze için ne
öneriyorsa, yıllardır Suriye’nin kuzeyinde terörden temizlediği bölgelerde bizzat
uygulamaktadır. Suriye’de nasıl ki okullar, hastaneler ve organize sanayi bölgeleri kurarak
yerel halkın onurluca yaşamasını sağladıysak; bugün Gazze için de aynı “İstikrar ve Kalkınma
Modeli”ni savunmaktayız.
SONUÇ
Sonuç olarak; Gazze Barış Kurulu, Orta Doğu’nun gelecek yüz yılının haritasının çizildiği bir
masadır. Bu masada bir yanda Gazze’yi enerji kaynakları üzerinden sömürgeleştirmek isteyen
“Hegemonik Akıl”, diğer yanda ise Gazze’nin bağımsızlığını savunan “Türkiye’nin Stratejik
Aklı” çarpışmaktadır. Biz genç araştırmacılar ve akademisyenler olarak, bu süreci sadece
izlemekle değil, ülkemizin “Bağımsız Gazze” tezine entelektüel katkı sunmakla mükellefiz.
Barış; ancak ve ancak, kendi toprağında özgürce üreten ve yöneten bir Gazze ile mümkündür.
KAYNAKÇA
- Anadolu Ajansı. (2019, 19 Ağustos). Trump’ın Grönland’ı satın alma isteği Danimarka’da
- tepkiyle karşılandı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trumpin-gronlandi-satin-alma-istegi-danimarkada-tepkiylekarsilandi/1560032
- Anadolu Ajansı. (2021, 22 Mart). Geleceğin savaş sebebi: Su. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gelecegin-savas-sebebi-su/2184120
- Anadolu Ajansı. (2020, 26 Haziran). Terör örgütü PKK bölge halkının su ve hizmete erişimini engelliyor. https://www.aa.com.tr
- Birleşmiş Milletler – UN Water. (2024). Water and Security: The Global Risk Report. https://www.unwater.org
- Pekşen, R. (2026, 13 Ocak). Küresel güç mücadelesinin odağı: Büyük Orta Doğu ve enerji jeopolitiği. Tünaydın Gazetesi. https://www.tunaydingazetesi.com

